Türk'ün Kızı Ben dağlarda gezerim bir Türk'ün kızıyım. Servetim kanımdır, kanadım atım, Koşarım Turan'a adım adım, Bayırlarda coşarım yaparım akın! Atlarımı bağlarım Tuna'ya yakın Kartalımın çığlığı Altay'da yankı Oradan geliyor bir büyük atlı! O da ne, bir hilal bir yıldız sanki! Ben dağlarda gezerim bir Türk'ün kızıyım Türkmen obalarına selam salarım, Şamanları görünce yüreğimle sararım. Şu önümde duran Bozkurt'a bakarım. Yakarım dağları, bir daha yakarım! Hilali ellerimle gökyüzüne takarım. Ulu Tengri korusun naralar atarım, Ben dağlarda gezerim bir Türk'ün kızıyım... Emine Büşra KANPOLAT 01.10.2024
Hâzâna düşen çiçekler, adını semâya yazmış. Kalplere düşen âhı, zâhitler kalbime yazmış. Şeb u gün içre rüzgâra meyil eden yüreğim, Seni görünce nevşende cânânı mühre yazmış. Müjgânına bakmaya göz mü dayanır zâhir, Senin gözlerin, ruhuma aşkın adını yazmış. Âh u efgânı mecnûna leylâyı unutturmamış, Gamından mecnûn, yârin nâmını çöllere yazmış. Bûs-ı lâline çeşmim hicrânından hâcet eylemiş. Her dem gül-i rânâyı âbından göklere yazmış. Deryâlara akmış feryâd-ı cânı bî-cânın düşen, Gönüllerde tûfan olmuş, kahrını ateşe yazmış. Velî ya meşgalden can-revaç yitirmiş akl-ı mânâyı, Dil-rubâdan dökülen kelamlara sevgisini yazmış. Bayram Yıldırım (Gazi Eğitim Fakültesi – Türkçe Öğretmenliği 3. Sınıf)
Esenler bugün bardaktan boşalırcasına insan yağmuruna tutulmuştu. Ne zaman olmadı ki bu? Otogar açılalı iki ay olmuştu halbuki. Bu kadar seyahat eder miymiş İstanbul halkı? Hem de akşam vakti. Yedi kat sema var derler ya bu otogar da o misaldi. Her katında ayrı zümreden insanlar vardı. Ben bilmiyorum tabii nerelere girilir nerelere girilmez. Her şey seni karşılamak içindi. Yayan bir şekilde otogara giriş yaptım. Tabelaları takip ederek o koca yapının en alt katından içeri girdim. Korku filmlerini aratmayan bir yerdeydim. Gaz kokusu, çamur tutmuş duvarlar, yarım bırakılmış ucuz marka içki şişeleri, yanıp sönen bozuk floresanlar, duvarlarda ürkütücü çizimler... Az ileride, önceden beyaz olduğunu düşündüğüm fakat daha sonra kir ve pislikten, biraz da egzoz dumanından simsiyah olmuş bir duvarın kıyısında bir battaniye. Battaniyenin üzerinde bir kadın, yani ben öyle sanıyorum, yüzükoyun yere uzanmıştı. Üstünde beyaz uzun ...
Yorumlar
Yorum Gönder